Loading

17 Temmuz 2011 Pazar

NLP'nin İlkeleri

 
Herhangi bir bilim dalı gibi NLP de bazı temel ilkeler üzerinde yükselir. Ancak bu ilkeler herhangi bir pozitif bilimin kurallarından çok daha esnektir. Üstelik bu ilkeler, doğru olmaktan ziyade, yararlı olarak görülmelidir. (Örneğin, "Göller Bölgesi'nde her zaman yağmur yağar" açıklaması doğru olmayabilir, ama yararlıdır.)

Konuyu bir bütün olarak görebilmeniz için başlangıçta bu ilkelerin bazılarından söz edeceğim. Bunlar, ileride öğreneceğiniz birtakım teknikler için de bir temel oluşturacaktır. Bu ilkeleri -ya da, başka bir deyişle, önvarsayımları- anlamak bile, günlük durumlara uygulayıp sonuç aldığınızda gözle görülür ilerlemeler getirebilir. İşte bu temel ilkelerden bazıları:


HARİTA, BÖLGENİN KENDİSİ DEĞİLDİR

Çevremizde olan biteni beş duyumuzla algılayıp yorumlarız. Gördükleriniz, işittikleriniz, ve hissettiklerinize inanmanız, beş duyu yoluyla gelen bilgileri filtreden geçiren kendi yaşam deneyiminize bağlıdır. Benim iyi olarak değerlendirdiğim herhangi bir şeyi, başkası kötü olarak değerlendirebilir. Benim için yararlı olan bir şey başkası için yararlı olmayabilir.

Çevremizde olan biteni algılayıp yorumlamamız ve bu yorumun bize özgü olması, kişisel zihin haritamızın çerçevesini oluşturur. Bu kişisel harita bizim gerçekliğimizdir; bizim anlayışımız ya da bilincimiz. Ancak sizin haritanız benimkinden farklı olabilir. Hepimiz şeyleri farklı görürüz ve hiçbirimizin haritası gerçekte nesnel değildir. Dolayısıyla bu harita, dışarının, nesnel dünyanın arazilerini göstermez. Yalnızca öznel yorumları gösterir. Bölgenin kendisini asla bilemememiz, bizim açımızdan hayal kırıcı olduğu kadar aşağılayıcıdır da. Öyleyse bunun yerine, gördüğümüz, işittiğimiz ve hissettiğimiz şeyleri kusursuz bir şekilde kaydetmek ne kadar güç olsa da, öznel kalacak olan eşsiz ve bize özgü bir harita oluşturmalıyız.

Bir militanın özgürlük savaşçısı olmadığına, kahramanlığın delice bir cesareti gerektirmediğine, Mary'nin iddiacı olmaktan çok kendine güvenli bir insan olduğuna ikna olabilirsiniz. Ama benim haritam, aynı nesnel gerçekliği çok farklı bir şekilde yorumlayabilir. Hiçbirimiz nesnel bir şekilde algıladığımızı iddia edemeyiz. Hepimiz olayları ve durumları farklı biçimlerde süzgecimizden geçiririz. Hepimiz aynı günlük şeyler hakkında farklı inançlara sahibiz. Aynı bölgeler hakkında hepimizin farklı haritaları vardır.

Bu metafor çok basit görünse de çok derin düşünceler barındırır. Bütün savaşlar ve dile dökülmemiş felaketler, aynı bölgeler hakkında farklı haritalar çizmekten kaynaklanır. Aynı zamanda bu kavrayış, başka insanların algılarını anlama olasılığının ve daha iyi bir iletişimin sonsuz yararlarının kapılarım da açar.

Başkalarının haritalarının bizimkinden nasıl farklılaştığını anlamak, yalnızca kötü iletişim için boşa harcadığımız güç ve zaman kaybını önlemekle kalmaz, aynı zamanda, başka insanların neye dikkat ettiğini ve amacımıza ulaşmak için onları nasıl etkileyebileceğimizi de öğretir.

Bizim davranışlarımız da bazen başkalarına uygunsuz, hatta garip ve akıldışı görünebilmekle birlikte, bunlar, kendi zihin haritamız çerçevesinde her zaman "anlamlı olan" şeylerdir. Biz kendi özgün ve sınırlı gerçeklik bakışımız çerçevesinde en iyi olduğunu düşündüğümüz şeyleri yaparız.



BÜTÜN DAVRANIŞLARIN ALTINDA OLUMLU BİR NİYET YATAR

NLP bize, niyetlerimiz ve davranışlarımız arasında ayrım yapmayı öğretir; ne yapıyoruz ve ne elde etmek istiyoruz? Yaptığımız her şeyin arkasında olumlu bir niyet yatar. Başkaları ne düşünürse düşünsün, biz her zaman, belirli bir amaç çerçevesinde bizim için olumlu ve yararlı olduğuna inandığımız şeyi hedefleriz. Sigara içmek gibi bir davranışın kökeninde bile, daha rahat olma ya da belirli bir toplumsal ortamda benimsenme gibi olumlu bir niyet vardır.

Başka bir örneği ele alalım: Ailesiyle çok az zaman geçiren bir kişi, buna gerekçe olarak, onlara daha iyi bir yaşam standardı sunmak veya geleceklerini güvence altına almak için çok fazla çalışması gerektiğini söyleyebilir. Bu adamın davranışı başkalarına yanlış gelebilir, oysa kendi niyeti olumludur. Bazen bilinç düzeyinde niyetimizin farkında olmayabiliriz. Sigara içme örneğinde olduğu gibi, daha karmaşık ve çelişkili güdüler söz konusu olabilir. Ancak üzerinde biraz düşünmek, davranışımızın arkasındaki niyeti ortaya çıkarmaya yetecektir. Bu ilkeyi anlayarak, istemediğiniz davranışlarınızdan kurtulabilirsiniz: Ancak "deneyerek" değil, tüm gücünüzü kullanarak; olumlu niyetinizi keşfedip bu niyetinizi geliştirecek başka bir yol bularak yapabilirsiniz bunu. Aynı niyetinizi karşılayacak başka bir yol, daha iyi bir yol, genellikle vardır.


SEÇME ŞANSI, HİÇ SEÇENEK OLMAMASINDAN DAHA İYİDİR

Seçeneklere sahip olmak, daha geniş bir hareket özgürlüğü ve elde etmek istediğiniz şey için daha fazla olanak demektir. NLP büyük ölçüde, kişiye daha fazla seçenek ya da fikir sunmakla ilgilidir. Sıradışı bir şekilde düşündüğümüzde, keşfettiğimiz dahice düşüncelerin çokluğu bizi bile şaşırtır. Bu üreticilik herhangi bir zamanda kapınızı çalabilir; duştayken, araba kullanırken ya da gecenin bir yarısı uyandığınızda, kafanızın içinde yeni anlayışlar, yeni seçenekler bulabilirsiniz.

NLP bunu şöyle formüle eder: Bir seçeneğe sahip olmak, hiç seçeneğe sahip olmamak demektir; iki seçeneğe sahip olmak, ikilem oluşturabilir; üç ve daha fazla seçeneğin olması ise amacınıza ulaşmak için en iyi yolu seçme özgürlüğünü getirir.

Eğer öne sürdüğünüz seçenekleri uygulama yeteneğinizle ilgili bazı şüpheleriniz varsa, bu kitap size, dilin kullanımı dahil olmak üzere, durumları nasıl "göreceğinize" dair birçok teknik sunacaktır. Böylece beyninizin sınırsız üreticiliğinin önünü açmış olacaksınız.



İLETİŞİMİNİZİN ANLAMI KARŞINIZDA UYANDIRDIĞINIZ ETKİDEDİR

Eğer kurduğumuz iletişim istenilen etkiyi oluşturmuyorsa, genel eğilimimiz, bu sonuçtan karşımızdaki insanı sorumlu tutmak yönünde olmaktadır: "Beni dinlemedi bile", "Her şeyi ak ve kara olarak görüyor". Daha önceki metaforumuza dönersek: Kendi haritamızın karşımızdaki insanın haritasıyla aynı olduğunu ve mesajımızın, olabildiğince basit ve net biçimde iletilmiş olsa bile, böyle bir sonuca yol açtığını farz edelim. Yine de yanlışlıklara kapı açabilecek bir yön vardır. Duygularımızı, tutumlarımızı ve inançlarımızı (kişisel haritamızı), ilettiğimiz mesajdan da öte, ses tonumuz ve vücut dilimiz ele verir; bunların hepsi iletişimin bir parçasıdır. Aynı doğrultuda, yanlış anlaşılmalara ve iletişim sorunlarına yol açabilecek daha birçok unsur bulunduğundan emin olabilirsiniz.

İletişime alternatif bir yaklaşım da, sonucu (ne olursa olsun) basitçe enformasyon olarak değerlendirmek ve daha sonra, istenilen etkiyi elde edene dek gerekirse tekrar tekrar davranışımızı değiştirmektir. Bu, ilişkinin veya durumun heyecanını ortadan kaldıracak, böylece bütün dikkatimizi iletişimin içeriğinde -yani, elde etmek istediğimiz belirli bir sonuca ulaşma üzerinde- yoğunlaştırmamızı sağlayacaktır. Bu deneme-yanılma yöntemi zaman almasına ve iletişim kuran kişinin omuzlarına bir sorumluluk yüklemesine rağmen, en azından harcanan emekler boşa gitmemiş olacaktır.

Niyetimizi eninde sonunda gerçekleştiririz. İletişim kurma süreci bu amaca ulaşmak için yalnızca bir araçtır; gerektiğinde değiştirilebilir ya da son verilebilir. Ancak iletişime yükleyebileceğimiz başka bir anlam da onun bir yatırım olduğudur. Çünkü "olumsuz geribildirimler" ile öğreneceğimiz şeyler, gelecekteki değerlerimizi oluşturacaktır. Onun için değişmeye istekli olun. Eğer her zaman yaptığınız şeyleri yapmaya devam ederseniz, elde ettiğiniz şeylerden başka bir şey elde edemezsiniz!

Mesajımızı iletmeyi, gerekli değişiklikleri gerçekleştirmeyi ve bizi sonuca götürecek en doğru şeyi söylemeyi yavaş yavaş öğreniriz. Kısa sürede mükemmel bir iletişimci olur ve kendimiz için koyduğumuz hedefe ulaşmak için etkin olmanın yollarını öğreniriz. İletişime bu bakış açısıyla yaklaşmamız bize güç verir ve fazladan seçenekler sunar. Böylece kaderimizi, bizden farklı düşünen ya da bizden farklı şeylere inanan insanların merhametine bırakmayız. Ama bu güçle birlikte, istediğimiz hedeflere ulaşmak için giriştiğimiz eylemlerin sorumluluğu da kendi omuzlarımıza biner. Unutmamalıyız ki, insanın kendini değiştirmesi, başka insanları değiştirmesinden daha kolaydır. Bu nedenle, etkili bir iletişimin ölçüsü, kullanılan sözcükler, yararlanılan araçlar ya da teknolojik vasıtalar değil, istenilen sonuçlara ulaşıp ulaşılamadığıdır.


BAŞARISIZLIK YOKTUR, YALNIZCA SONUÇLAR VARDIR

Eğer işler planladığımız gibi gitmiyorsa, genellikle başarısız olduğumuzu düşünürüz. Oysa NLP'nin bakış açısına göre, olaylar iyi ya da kötü değildir; her şey bir durumdan ibarettir. Araba kullanmayı öğrenirken debriyaja yeterince basmadığınız için vitesten birtakım sesler çıkmasına neden oluyorsanız, bu, bir sürücü olarak başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Sadece belirli bir şekilde vites değiştirmeniz gerektiğini öğrenmiş olur ve bundan ders çıkararak davranışınızı değiştirirsiniz.



Burada, ilerlemek için durumdan, yani geribildirimden yararlandınız. Bu önemli bir noktadır, çünkü başarısızlık duygusu (gerçeklikten ziyade zihin haritamızın bir boyutu) ve onun oluşturduğu kendini küçük görme, davranışlarımızı olumsuz yönde etkileyecektir. Başarısızlık ya da düşük düzeyde bir başarı, kendiliğinden gerçekleşen bir bilinçaltı hedefi halini alır. Başarısızlık kavramını haritanızdan sildiğinizde tüm yeni olasılık kapıları önünüzde açılacaktır. Diğer insanların vazgeçtiği noktada siz devam etmelisiniz. Şöyle bir biyografi size tanıdık geliyor mu?

1) 31 yaşında iş hayatında başarısızlığa uğradı.
2) 32 yaşında meclis seçimlerine girdi ve kaybetti.
3) 34 yaşında iş hayatında tekrar başarısızlığa uğradı.
4) 35 yaşındayken sevgilisinin ölümünü yaşadı.
5) 36 yaşında depresyondaydı.
6) 38 yaşında seçimlere girdi ve kaybetti. 43 yaşında kongre seçimlerine girdi ve kaybetti. 46 yaşında kongre seçimlerine girdi ve kaybetti. 48 yaşında kongre seçimlerine girdi ve kaybetti.
7) 55 yaşında senatörlük seçimlerine girdi ve kaybetti.
8) 56 yaşında başkan yardımcısı olma çabaları sonuçsuz kaldı.
9) 58 yaşında senatörlük seçimlerini kaybetti. 60 yaşında ABD başkanı seçildi.

Bu adamın ismi Abraham Lincoln'dür. Tarihte, başarıya giden yolda birçok "başarısızlığa" uğrayan tek önemli kişi Abraham Lincoln değildi. Thomas Edison ampulü keşfetmek için yaptığı yüzlerce denemenin ardından yılmadan devam etmişti: "Başarısızlığa uğramadım. Sadece ampulün bulunamayacağı bir yol daha keşfettim." Aslında başarılı insanlar bu ilkeyi yaşamlarında sonsuzca uygulayan insanlardır. Bu durum, aynı zamanda, başarının daha önce tartıştığımız dört basamağına da örnek oluşturur.

Bunun sonucu olan tutum, sizi yolunuzdan ayırmayan ve kalabalık içinde kaybolmamanızı sağlayan şeydir. Hata olarak adlandırılan her şey size bir şeyler öğretir ve her hata, zamanında ne kadar olumsuz ya da acı da olsa, bir gün avantaj olarak geri döner. Belirli bir sürecin sonunda, sonuçları üreten davranışları fark etmeye, önceliklerinizi doğru zamanda hayata geçirmeye ve buna göre çaba harcamaya başlarsınız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder